Falda kendisine çıkan şarkıyı dinlerken arkadaşım ilginç bir soru sordu:
"Şimdi ne anlamalıyım bundan? Bunu ben mi söylüyorum, yoksa birisi mi bana söylüyor?"
Çok yerinde bir soruydu gerçekten. Falınızda çıkan şarkıda anlatılan şey sizin o özel kişiye karşı duygularınızın ifadesi midir, yoksa o kişinin size karşı duygularının mı?
(Fal işini ve şarkıları ciddiye almayan insanlar herhalde bu yazıyı sıkıcı ve aptalca bulacaklardır. Oysa onlar ne sıkıcı insanlardır aslında... Ve bilmem ki bu yazıyı niye okurlar?)
Diyelim ki sizin falınızda Foreigner'ın I Want to Know What Love is şarkısı çıktı. Bunu nasıl yorumlamalı?
Birinci yorum, hayatlarını sonbaharına hızla yol almakta olduğu halde hala aşkı bulamamış ama bundan da umudunu da kesmemiş insanların hissiyatına yönelik:
Hayatınız bugüne kadar hep kalp kırıklığı ve acıyla geçmiş olabilir. Artık aşkın ne olduğunu öğrenmek istiyorsunuz.
Artık üzülmeyin arkadaşım!
Bunu size yaşatacak kişiye ulaşmanız an meselesi...
Satırların arasını okumanız gerekiyor çünkü yaşlandığınızda buna ihtiyacınız olabilir. Tırmanmanız gereken bu dağ, dünya sanki omuzlarınıza çökmüş gibi hissettiriyor belki. Oysa başınızı kaldırırsanız göreceksiniz: Bulutların arasından aşk parlamakta, hayat zorlaştıkça içinizi ısıtmak üzere...
Şimdi bakın, bu yoruma ek nasıl olur? Şöyle olur:
Ey bu tür bir bekleyiş ve arayış içinde olanlar! Aradığınız şeyi bulup bulmayacağınızı bilmiyorum. Ama aynı sizin gibi 'inanarak aşkı arayan' ve hayatı acı ve kalp ağrısıyla geçmiş çok kişi var. Yalnız değilsiniz yani! (İnsaf ile söyleyin, bu da az teselli midir?)
Şimdi olayın öteki tarafından bir yorum deneyelim...
(Bu versiyonu hanım okurlarım için bilhassa öneriyorum...)
Hani o adam vardı ya? Sizin kıymetinizi bir türlü anlayamamış ve 'daha iyi bir takım şeyler' yaşamak umuduyla çekip gitmişti? Hah o adam, yıllar sonra burnu sürtülmüş bir vaziyette size geri dönüyor...
Nasıl mı? Adam sizden ayrıldıktan sonra hakikaten sefilleri oynamış. O kadar ki bir daha bu durumla yüzleşmeye mecali yok. Bu yalnız hayatı değiştirmek için çok uzak yolculuklar yaptığı için artık duramıyor bile...
In my life there's been heartache and pain
I don't know if I can face it again
Can't stop now, I've travelled so far
To change this lonely life
Aşkı öğrenmek için, döndü dolaştı gene sizin kapınıza geldi işte.
Niçin sizin kapınıza geldi biliyor musunuz? Çünkü bunu ona SİZİN göstermenizi istiyor
I wanna know what love is
I want you to show me
Niçin başkasından değil de sizden istiyor peki? Çünkü bunu ona SİZİN gösterebileceğinizi BİLİYOR! (Hadi gözünüz aydın! Adam en sonunda kıymetinizi anladı, epey bir burnu sürtüldükten sonra...)
I wanna feel what love is
I know you can show me
Size bu kadar güzel haberler veren Oktay'a da bir hayır duasını çok görmezsiniz inşallah...
Klipte günlük hayat gailesi içinde görüntülenen siyahi arkadaşlarımız, klibin sonuna doğru 'şarkının kayıt' sahnelerini canlandırmak üzere stüdyoya geliyorlar.
Foreigner'in hikayesi İngiliz gitarist Mick Jones'un 1970'lerin ortalarında New York'a yerleşmesiyle başlar.
Daha önceleri çeşitli şarkıcıların stüdyo kayıtlarında gitar çalan bir 'kiralık silahşör' gibiydi. New York'a geldikten sonraysa rock, progressive rock, Rythm and Blues ve pop gibi çeşitli müzik elementlerini bünyesine birleştirecek bir tarz arayışına koyuldu. Bu amaçla, King Crimson'un eski saksafoncusu Ian McDonald ve Ian Hunter'ın eski davulcusu Dennis Elliot'ı (ki bu ikisi de İngilizdi) New York'lu müzisyenler Al Greenwood (klavye), Ed Gagliardi (bas) ve vokalist Lou Gramm ile bir araya getirerek Foreigner grubunu kurdu. Foreigner kendi adını taşıyan ilk albümünü 1977'de çıkardı. Zaman içinde grup elemanlarının bazıları değişti. Üç yıllık bir hazırlıktan sonra 1984 yılında çıkan Agent Provocateur grubun beşinci albümüydü. Bu albümde yer alan ve New Jersey kilise korosunun vokal desteğiyle kaydedilen I Want to Know What Love Is o yıl MTV ve radyolarda hit oldu. |
5 TL'den başlayan fiyatlarla |
|
|

Foreigner'in hikayesi İngiliz gitarist Mick Jones'un 1970'lerin ortalarında New York'a yerleşmesiyle başlar.

